hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2013 Cuma

Hikmet Nedir ?

Kuran'da geçen Hikmet terimini, “hadis” / “sünnet” / “Kuran dışı vahiy” olarak anlayanlar; “ayetlerde Kitap ve Hikmet denilmektedir, o halde hikmet; kitaptan/Kuran'dan farklı bir şeydir” diye kendilerince delil getirmektedirler.

Sözgelimi  (وَأَنزَلَ اللَّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ) “Allah sana Kitap ve Hikmet verdi...”(Nisa 4:113) ayetini ele alalım. Bu ayetten; Allah Rasul'üne kitaptan başka bir şey daha verildiği anlaşılıyor. Acaba öyle midir?

Bunun için Arapça'da “ve” bağlacının kullanımına bakmamız gerekiyor: Arapça'da “ve” bağlacı, sadece birbirinden farklı iki şeyi birleştirmek için kullanılmaz. Bununla ilgili iki örneğe bakalım (Akıllarda soru işareti kalmasın diye; örnekler Arapça bilgisinden şüphe duyulmayacak kişilerden alınmıştır)

Mevdudi Tefhimul Kuran'da (قَدْ جَاءَكُم مِّنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُّبِينٌ...)“...Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.” (Maide 5:15) ayetinin tefsirinde: “Burada ehlikitaba nur ve kitap olarak iki farklı şey gelmemiştir. Apaçık bir kitap olarak nur gelmiştir...” diyerek, sırf arada “ve” bağlacı var diye; iki farklı şey anlaşılamayacağını belirtir.

İkinci örnek: (تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ) “Melekler ve Ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.” (Mearic 70:4) ayetinde, Razi; burada Ruh'tan kastedilen Cebrail'dir der. Onun ayrıca belirtilmesini ise; “onun büyüklüğüne, Allah katındaki değerine, melekler arasındaki saygın konumuna işaret etmek içindir” diye tanımlar. Kısacası sırf arada “ve” bağlacı var diye Melekler ve Ruh'u birbirinden farklı iki şey olarak algılamaz.

Şüphesiz Kuran'da bunun gibi sayısız örnekler verilebilir. O halde, “ve” bağlacının, Türkçe'deki gibi sadece birbirinden farklı iki kelimeyi bağlamak için kullanılmadığını gördüğümüze göre; burada hangi anlamda kullanılmış olabilir? Acaba Allah Rasul'üne verilen;
  • Kuran ve Hikmet olarak iki farklı şey midir?
  • Yoksa Hikmetli Kuran mıdır ?

Bunun için Kuran'ın bütünlüğüne bakmamız gerekmektedir. Zira yukarıdaki hangi anlamın doğru olduğunu ancak Kuran'ı bütünlüğü ile incelersek görebiliriz:

ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْآيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَكِيمِ [٣:٥٨ 
Bunları sana hikmetli zikir olan ayetlerden okuyoruz.(Al-i İmran 3:58)

 الر- تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ [١٠:١  
Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmetli Kitab’ın ayetleridir. (Yunus 10:1)

 تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ [٣١:٢  
Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir (Lokman 31:2)

 وَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ [٣٦:٢  
Hikmetli Kur'ân'a andolsun (Yasin 36:2)

Tek başına yukarıya yazdığımız dört  ayet bile, “Kitap ve Hikmet” tamlamasının nasıl anlaşılacağını netleştirmektedir. Ancak biz örneklerimize devam edelim:

وَآتِ ذَا الْقُرْبَىٰ حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا [١٧:٢٦
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. (İsra 17:26)

وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاءَ رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًا مَّيْسُورًا [١٧:٢٨
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle. (İsra 17:28)
 
وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا [١٧:٢٩
Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, pişmanlık içinde kalakalırsın. (İsra 17:29)

إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاءُ وَيَقْدِرُ - إِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهِ خَبِيرًا بَصِيرًا [١٧:٣٠
Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine -genişletir- yayar ve daraltır. Gerçekten O, kullarından haberi olandır, görendir. (İsra 17:30)

وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ - نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ - إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْئًا كَبِيرًا [١٧:٣١
Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size Biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır. (İsra 17:31)

وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَا - إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبِيلًا [١٧:٣٢
Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur. (İsra 17:32)

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ  وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ  إِنَّهُ كَانَ مَنصُورًا [١٧:٣٣
Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür. (İsra 17:33) 

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُ - وَأَوْفُوا بِالْعَهْدِ - إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْئُولًا [١٧:٣٤
Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. (İsra 17:34)

وَأَوْفُوا الْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ - ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا [١٧:٣٥
Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir. (İsra 17:35)

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ - إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا [١٧:٣٦
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra 17:36)

وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا - إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ الْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا [١٧:٣٧
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra 17:37)

كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِندَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا [١٧:٣٨
Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin Katında da hoş olmayanlardır. (İsra 17:38)

ذَٰلِكَ مِمَّا أَوْحَىٰ إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِ - وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ فَتُلْقَىٰ فِي جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدْحُورًا [١٧:٣٩
Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Rabbin ile beraber başka ilahlar kılma, yoksa yerilmiş, kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın. (İsra 17:39)

Allah-u Teala; İsra Suresi 26-38. ayetler arasında; inananlara bazı öğütler veriyor ve 39. ayette de verdiği tüm bu öğütlerin HİKMET olduğunu söylüyor. 


ادْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ - وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ - إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ - وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ [١٦:١٢٥
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl 16:125)

Şimdi bu ayette geçen “hikmetle çağır...” emri; hakikaten Buhari, Müslim, Tirmizi'de geçen hadislerle çağır anlamında mıdır? Bu anlayış, ayetin bütünlüğüne uymakta mıdır?


يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ - وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا - وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ [٢:٢٦٩
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara 2:269)

Allah-u Teala kime dilerse hikmet'i vereceğini söylemekte ve ayetin sonunda bu kişilerin temiz akıl sahipleri olduğuna işaret etmektedir. Hikmet Kuran'dan başka yolla verilen vahiy ise; Allah'ın hikmet verdiği herkes peygamber olmayacak mıdır?


Oysa, HİKMET; Bilgelik olarak Türkçe'ye çevrilse, mana yerine oturacaktır. Hikmet'in Kuran dışı ekstra vahiyler olduğuna dair herhangi bir delil olmadığı gibi; böyle anlamak pek çok ayeti anlamsız bırakmaktadır.

وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ [٣:٤٨
(Allah) Ona (İsa) kitabı ve bilgeliği ve Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek. (Al-i İmran 3:48)

Allah-u Teala İsa peygambere dört farklı şey mi öğretecek? Kitap ve Hikmet ve Tevrat ve İncil. Tevrat ve İncil zaten kitap değil mi? Ayetin şu çevirisi daha tutarlı olmuyor mu?: “Allah O'na Hikmetli Kitap Olan Tevrat ve İncil'i öğretecek.”

Hikmet; Kuran'ın bir parçası / özelliği / sıfatıdır. Kuran'ın bunun gibi bir sıfatı daha vardır:

تَبَارَكَ الَّذِي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَىٰ عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا [٢٥:١
Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan'ı indiren  ne Yücedir. (Furkan 25:1)

وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ [٢:٥٣
Yola gelmeniz için de Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik. (Bakara 2:51)

Nasıl ki, sırf arada “ve” bağlacı var diye Musa Peygambere Kitap ve Furkan olarak iki farklı şey indirildiğine inanmıyorsak; Furkan'ın doğruyu yanlıştan ayıran anlamında, Kuran'ın bir sıfatı olduğunu biliyorsak: Aynı şekilde Hikmet de Bilgelik anlamında Kuran'ın bir sıfatıdır.

16 Nisan 2013 Salı

Hikmetli (!) Hadislerden Bazı Örnekler

Hadislerin hikmet olduğu söylenir. İşte güvenilir kaynaklardan bazı hikmet örnekleri.

Hadislerde Batıl inançlar – Saçma Lafızlar


Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir. (Müslim-İman 302; Buhari 97/24, 10/29; Hanbel 3/1)

Sizden herhangi biri zamana sövmesin, çünkü muhakkak Allah zamandır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta)

Horoz öterse, Melek görmüş demektir; merkep anırırsa, şeytan görmüş demektir. (Müslim)

Şeytan helâda insanların makatlarıyla oynar. (Ebu Davud)

Namaz için çağrı yapıldığı vakit, şeytan zart-zurt osurarak uzaklaşır. (Buhari, Müslim)

Deve şeytandır. (Tirmizi, Ebu Davud)

Evde üçten fazla yatak olmamalıdır zira dördüncü yatak şeytanadır. (Müslim, Nesai, Ebu Davud)

Eski hurma ile yeni hurma birlikte yenmelidir zira şeytan buna kızar. (İbn-i Mace)

Güneş, şeytanın iki boynuzu arasında doğar. (Buhari)

Sema ile arz arası, beş yüz yıllık yürüme mesafesindedir. (Tirmizi)

Dünya öküzün ve balığın üzerindedir. (Suyuti)

Dünya bir balığın üzerindedir; bu balık, başını sallayınca dünyada depremler olur. (İbn-i Kesir)

Kişi sabahleyin yedi tane acve hurması yerse, ardından kilolarca zehir dahi içse ölmez. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
Saban veya zirâat aleti olan eve Allah mutlaka zillet sokar. (Buhari)

Karga, çaylak, akrep, sıçan ve yırtıcı köpek fasıktır; binaenaleyh katledilmelidir. (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi, Muvatta)

Hacca ya da umreye gitmek ya da Allah'ın yolunda cihat etmek gibi sebeplerin dışında, deniz taşıtına binmek günahtır zira denizin altında ateş, ateşin altında da deniz vardır. (Ebu Davud)

Burunda tüy bitmesi, cüzzama karşı bir güvencedir. (Suyuti)

Kişinin saç veya sakalının beyazlaması, Allah tarafından bir lekelenmedir. (Müslim)

Boyacı ve kuyumcular insanların en yalancısıdır. (İbn-i Mace)

Kim bir hadis söyler de, onun yanında aksırılırsa, o hadis haktır. (Taberâni)

Sözün en doğrusu, yanında hapşurulandır. (Taberâni)

Cabir'den: Rasulullah çekirgelere beddua etti ve dedi ki: "Allah`ım! çekirgeleri helak et, büyüklerini öldür, küçüklerini helak et, nesillerini kes, ağızlarını geçimliğimiz ve rızkımızdan (uzak) tut. Sen duaları işitensin." (Orada bulunan) bir adam: "Ey Allah`ın Rasulu! çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz, onlar ki Allah`ın ordularından bir ordudur" dedi. Allah Rasulü de cevaben: "çekirge, denizdeki bir balığın hapşırığıdır" buyurdular. (Tirmizi, İbni mace)

Kadın parmağı kesen bir kişi; bir parmak için on deve, iki parmak için yirmi deve, üç parmak için otuz deve, dört parmak için yirmi (20) deve fidye vermelidir. (Muvatta, Hanbel)

 

Hadislerde Tıp Bilimi - Temizlik


Ebu Hureyre anlatıyor: Peygamberimiz: “Adva (hastalık bulaşması), safer (aç yılan saldırması), Hame (uğursuz kuş veya intikamını almamış ruhun kötülük yapması) diye bir şey yoktur.” buyurdu. Orada bulunan bir Arabî (bedevî): “Peki Ya Resulullah!  Kumluklarda  geyikler gibi -sapa sağlam- duran, sonra bir uyuz devenin içlerine sokulmakla uyuz olan develer için ne dersiniz?” dedi. Bunun üzerine: “Peki bu uyuz, ilk deveye nereden bulaştı?" diye buyurdu.  (Müslim, Selam, 101)

Diğer bir rivayette Abdullah b. Abbas anlatıyor: Peygamberimiz: “Bulaşıcılık / hastalığın bulaşması diye bir şey yoktur.” buyurdu. Arâbî (bedevî, köylü bir adam): “Ya Resulellah! Biz uyuz olmuş bir keçiyi davarların arasına koyduğumuzda onların hepsi uyuz oluyor.” deyince, Peygamberimiz “ Peki o ilk hayvanı kim uyuz etmişti?” diye buyurdu. (Mecmau’z-zevaid, 5/102)

Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi. (Buhari Tıp5/1, Hanbel 3/107,163.)

Yiyeceğinize, içeceğinize sinek düştüğü zaman, sineği iyice daldırıp atın; çünkü onun bir kanadında hastalık, diğer kanadında şifa vardır. (Buhârî, Tıb 58)

Bir kadın, Peygamber'e "Ey Allah'ın Resulü, kızım, kızamık çıkardı, saçları döküldü. Onu evlendirmiş bulunuyorum. Kendisine iğreti saç (peruk) taka­bilir miyim?" dedi. Resul: "İğreti saç takana da taktırana da Allah lanet etsin" buyurdu. (et-Terğib ve't-Terhib c. 3, s. 119)

İsrailoğulları olmasaydı et kokmazdı, Havva olmasaydı kadınlar kocalarına ihanet etmezlerdi. (Buhari)

Kızlar sünnet edilmelidir lâkin derin kesilmemelidir zira bu, cinsel ilişkide kadına daha çok haz verir; kocası için de daha makbûldür. (Ebu Davud)

Aişe anlatıyor: Resulullah buyurdu ki: “Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu, sıhhat ve afiyet için daha iyidir. (Ebu Davud, Et’ime 21, (3778).

Ebu Sa’idi’l-Hudri anlatıyor: “Resûlullah’a: Ey Allah’ın Resûlü! Biz senin için Budâ’a kuyusundan su alıyoruz. Halbuki onun içerisine köpeklerin leşleri, kadınların hayız bezleri, insan pislikleri atılıyor diye sordular. Şu cevabı verdi: “Su temizdir, onu hiçbir şey kirletmez.” (Ebû Dâvud, Tahâret 34,(66); Tirmizi, Tahâret 49,(66); Nesâi, Miyâh 2,(1,174))

Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: “Ben Resûlullah zamanında bekâr bir genç idim ve Mescidde gecelerdim. Köpekler mescide girerler çıkarlar, bevlederler(yani tuvaletlerini yaparlar), sahabiler de bundan dolayı hiçbir şey (su) dökmezlerdi.” (Ebû Dâvud, Buhari, Müslim)

Güzel kadının yüzüne veya yeşilliğe bakmak görmeyi artırır. (Ebu Nuaym)

İbn-i Abbâs'dan; Peygamber şöyle buyurmuştur: Biriniz bir yemek yediği zaman (yemeğe bulaşan) parmaklarını yalamadıkça veya yalatmadıkça elini bir beze sürmesin. (İbni Mace)

 

Kuran hakkında şüphe uyandıran hadisler


Nafî İbn-i Ömer’den nakleder ki: “Hiçbiriniz ben “Kur’an’ın tümünü öğrendim” demesin. Çünkü, ne biliyor Kur’an’ın bir çoğu kaybolup gitmiştir. Sadece desin ki "ben Kur’an’dan ortada olan kısmını öğrendim" (Suyûtî)

Aişe nakleder: “Recm ve büyüklerin on defa süt emzirmesi (nin süt kardeşliği oluşturacağı) hususundaki ayetler benim yatağımın altında bulunan bir sayfa üzerinde yazılı idi. Peygamber vefat edince Peygamber’in vefatıyla meşgul olduk da keçi gelip onları yedi.” (İbn-i Mâce)

Aişe der ki Peygamber vefat edinceye kadar Recm ayeti okunurdu. (Müslim, Tirmizî)

Keçinin yemesi sonucu Kuran’dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran’a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

Kenz-ül Ummal’da Ömer b. Hattab’ın Müsned’inden naklen, Ömer’in Hüzeyfe’ye şöyle dediği nakledilmiştir: Ömer b. Hattab bana dedi ki: “Ahzap suresinin (ayetlerini) kaç olarak sayıyorsunuz?” Ben de “72 veya 73 olarak” dedim. O da şöyle dedi: “Oysa (büyüklükte) Bakara suresine yakındı! Recm ayeti de onun içindeydi (Suyuti)

Aişe'nin azat edilmiş kölesi Ebu Yunus anlatıyor: “Hz. Aişe, kendisine bir Mushaf yazmamı emretti ve dedi ki: 'Şu ayete gelince Bana haber ver: Salâtları ve orta salâtı muhafaza edin; ve Allah için kanitîn olarak durun/kıyam edin. (Bakara Suresi 2/238)'. Yazarken bu ayete gelince, O'na haber verdim ve bana şunu imlâ ettirdi: 'Salâtları ve orta salâtı ve ikindi salâtını muhafaza edin; ve Allah için kanitîn olarak durun/kıyam edin. (Bakara Suresi 2/238)'. Hz. Aişe: 'Ben bunu Rasûlullah'dan işittim' dedi.” (Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud)

Mushaf'taki Beyyine Suresi eksiktir. (Tirmizi)

Mushaf'taki Leyl Suresi'nin 3. Ayeti'nde fazladan bir kelime vardır. (Buhari)

ibni Abbas: “Gemiye gelince, o denizde iş yapan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim ki, arkalarında her sağlam gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardı” (Kehf, 79) ayetindeki “Arkalarında bir melik vardı” sözünü “Önlerinde bir melik vardı” şeklinde okumuştur. (Buhari)

Ebu Musa el-Eşari: "Kuran'da Tevbe Suresi'ne benzer bir surenin olduğunu, bu surenin kaybolduğunu, aklında sadece İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, diğer tüm insanların malik olabildiği diğer vadiye gözünü diker- kısmının kaldığını söylemiştir. (Müslim)

 

Yöneticilere Yalakalık yapan hadisler


Ebu Hureyre rivayet eder ki: “Allah’ın Resulu Muaviye’ye bir ok verdi ve şöyle dedi: ‘Bu oku al ve cennette beni onunla karşıla” (İbni Kesir, El Bidaye Ve’n Nihaye)

Ebu Hureyre’den yine şu hadis rivayet edilmiştir: “Allah’ın Resulu şunu derken duydum: ‘Allah, vahyini üç kişiye emanet etti: Ben, Cebrail ve Muaviye” (İbni Kesir, El Bidaye Ve’n Nihaye)

 

Bol keseden sevap dağıtan hadisler


Ümmü Harâm anlatıyor: “Resûlullah buyurdu ki: “Deniz tutması sebebiyle kusan kimseye şehit sevabı verilir. Boğularak ölene de iki şehit sevabı vardır”. (Ebû Dâvûd)

Her kim kertenkeleyi ilk vuruşta öldürürse ona şu ve şu kadar sevaba vardır, ve her kim onu ikinci vuruşta öldürürse, birinciden aşağı olmamak üzere ona şu kadar sevap vardır. Ve her kim onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden aşağı olmamak üzere şu ve şu kadar sevaba vardır.” buyurdular. (Müslim)

Kişi ishâlden ölürse, şehit olur. (Nesai, Ebu Davud, Muvatta)

Kişi gurbette ölürse, şehit olur. (İbn-i Mace)

Hayatında üç kez tövbe etmiş bir kişi, o dakikadan sonra ne kadar günah işlerse işlesin -Allah tarafından- affedilir. (Buhari, Müslim)

Kimin çocuğu olur da, bereket talebiyle ona “Muhammed” ismini verirse, kendisi de çocuk da cennetliktir. (İbn Bukeyr)

Kişi yemeği Besmele ile yiyip, yemeğin sonunda da “Elhamdülillâh” derse, daha sofradan kalkmadan tüm günahları -Allah tarafından- affedilir. (Taberâni)

Kişi çarşıya gider de “La ilahe illallahu vahdehu la şerîkeleh lehu’l-mulku ve lehu’l-hamdu yuhyî ve yumît ve huve hayyun la yemut, biyedihi’l-hayr ve hüve ala kulli şeyin kadîr.” diye dua okursa, Allah ona bir milyon tane sevap yazar, bir milyon tane günahını siler ve derecesini bir milyon derece yükseltir. (Tirmizi)

Kişi akşam namazından sonra, arada hiç konuşmaksızın altı rekât namaz kılarsa, bu, onun için on iki yıllık ibadet yerine geçer. (Tirmizi)

Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur. (Müslim)

Kişi cuma günü anne ve / veya babasının kabrine gider de Yâsîn Suresi okursa, tüm günahları -Allah tarafından- bağışlanır. (Taberâni)

Kişi hastayken ölürse, şehit olur; kabir azabından kurtulmuş olur ve sabah akşam cennetten -Allah tarafından- rızıklandırılır. (İbn-i Mace)

Kişi, Allah'ın evlerinden bir ev süpürürse, Allah sanki ona dört yüz kez haccetmiş, dört yüz tane insan azat etmiş, dört yüz gün oruç tutmuş ve dört yüz kez gazveye çıkmış gibi sevap yazar. (Deylemi)

 

Önemli kişilere iftira atan hadisler


Altı yaşındaki Aişe annemiz ile elli küsür yaşındaki Peygamberimiz evlenmişler ancak üç yıl sonra gerdeğe girmişler yani Aişe annemiz dokuz yaşında iken. (Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud)

Muhammed Peygamber’in dokuz tane zevcesi olduğu hâlde, tek bir gecede kadınların hepsiyle ilişkiye girermiş. (Buhari)

Birgün Muhammed Peygamber, bir Yahudî tarafından büyülenmiş ve şuursuz bir biçimde günlerce ortalıkta dolaşmış. (Buhari, Hanbel)

Birgün Aişe annemiz; kendisine namahrem iki erkeğe, bir perdenin arkasından uygulamalı olarak gusûl abdesti almayı tarif etmiş. (Buhari, Müslim)
   
Aişe annemiz anlatıyor: Resulullah bir yahudiden veresiye yiyecek satın aldı. Rehin olarak da zırhını bıraktı. (Buhari, Müslim, Nesai)

Süleyman peygamber dedi ki: Bu gece yüz hanımı dolaşacağım. Her bir hanımın Allah yolunda savaşacak bir erkek doğuracak. Melek ona: İnşaAllah de dediyse de o unuttuğundan demedi. Hanımları dolaştı. Aralarından sadece biri yarım bir insan doğurdu." Diğer bir rivayette: "Onlardan bir hanım dışında kimse hamile kalmadı. O da yarım bir insan doğurdu." Peygamberimiz buyurdu ki: “Eğer: İnşaallah demiş olsaydı yeminini bozmuş olmazdı ve isteğinin gerçekleşme ihtimali daha yüksek olurdu." Bir başka rivayette de şöyle denilmektedir: "Eğer inşaallah demiş olsaydı, onların herbirisi ata binen ve Allah yolunda savaşan bir erkek doğuracaktı. (Buhari, Müslim)

Ebû Hûreyre şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi. Melek Mûsâ’ya gelince, Mûsâ, meleğe bir tokat vurup gözünü çıkardı. Melek Rabb’ine dönüp:   - Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin, dedi. Allah, meleğe gözünü iâde etti ve tekrar Mûsâ’ya dön dedi... (Buhâri)

Birgün Musa Peygamber yıkanırken elbiselerini çıkarıp, bir taşın üzerine koymuş ama taş elbiselerini alıp kaçmış. Bunun üzerine Musa Peygamber taşı kovalamaya başlamış ve İsrailoğulları'ndan bir grup, O'nu bu vaziyette (anadan doğma, çırılçıplak) görmüş. Bilâhare Musa Peygamber taşı yakalamış ve altı yedi kere dövmüş. (Buhari)

Cabir'den rivayet edilyor: Resulullah`a bir hırsız getirilmişti. "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü, bu adam sadece çaldı" denildi. Bunun üzerine "Öyleyse (elini) kesin!" dedi ve derhal eli kesildi. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. Yine: "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dendi. Bunun üzerine "Öyleyse kesin!" dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi. Sonra üçüncü sefer getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Hz. Peygamber: "Öldürün onu!" diye emretti. Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" denildi. Bunun üzerine: "(Sol elini) kesin!" diye emretti. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. "Öldürün onu!" buyurdu. Kendisine: "Ey Allah`ın Resulü, bu adam hırsızlık yaptı" dediler. Bunun üzerine "(Sağ ayağını da) kesin!" diye emir buyurdu. Aynı adam beşinci sefer getiririldi. Hz. Peygamber (sav): "Öldürün onu" diye emretti. Hz. Cabir (ra) der ki: "Adamı götürüp öldürdük. Sonra sürüyerek götürüp bir kuyuya attık. Üzerini de taşla doldurduk." (Ebu davud, Nesai)

 

Hadislere karşı olan hadisler – Sahabeler


Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.(Müslim“Kitab-ı Zühd”; Hanbel, Müsned, 3/12, 21, 33)

Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi. (Darimi, es-Sünen)

Biz hadis yazarken Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar” (Hatib el-Bağdadi, Takyid, s. 33)

Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. (Tirmizi, es-Sünen, “Kitabu’l-ilm”, 11)

Peygamber ölüm döşeğindeydi. Etrafındaki sahabelere “bana bir kağıt getirin de size bir şey yazayım ki bundan sonra sapmayasınız” diye seslendi. Orada bulunan Ömer, 'Peygamber hastalığın etkisiyle ne dediğini bilmiyor. Yanınızda Kuran var. Allah'ın Kitabı bize yeter!' diyerek peygamberin yazmasını engelledi. (Buhari: Cihad 176, Cizye 6, İlim 49, Merza 17, Megazi 83, İtisam 26; Müslim: Vasiyye 20,21,22 ve Ahmed b. Hanbel 1/ 222, 324, 336, 355)

Halife Ebubekir Peygamber'in hadislerini yaktıktan sonra halka hitaben bir konuşma yaparak şöyle dedi: “Siz Peygamber'den öyle hadisler rivayet ediyorsunuz ki kendiniz dahi bu konuda ihtilaf ediyorsunuz. Demek ki sizden sonrakiler daha çok ihtilaf edeceklerdir. Öyleyse Allah resulünden hiçbir şey rivayet etmeyin. Biri size bir şey soracak olursa, deyin ki: Allah'ın kitabı aramızdadır; helalini helal sayın, haramlarından da kaçının!” (Tezkiretu'l-Hifaz, Zehebî)

Ömer, sahabenin kendi döneminde topladığı bütün hadisleri bir araya getirip ateşe verdi. Hatta daha da ileri giderek onların hadis nakletmesini yasakladı (Tezkiretu'l-Hifaz, Zehebî, c.1, s.3. [427]-Kenzu'l-Ummal, c.5, s.644; İbni Kesir)